
Lütenitsa, Balkan coğrafyasının yüzyıllar boyunca şekillendirdiği, domates ve kırmızı biber temelli geleneksel bir sebze ezmesidir. Günümüzde kahvaltı sofralarından meze tabaklarına kadar geniş bir kullanım alanına sahip olan bu lezzet, aslında yalnızca bir sos değil; bir coğrafyanın, bir göçün ve bir kış hazırlığı kültürünün ürünüdür.
Lütenitsa İsmi Nereden Gelir?
Lütenitsa kelimesi, Balkan dillerinde “acı” veya “baharatlı” anlamına gelen ljut / lyuto kökünden türemiştir. Bu adlandırma, lütenitsanın karakteristik tadını ve bölge mutfağındaki yerini doğrudan yansıtır.
Lütenitsanın Ortaya Çıkışı
Lütenitsanın temeli, Amerika kıtasından Avrupa’ya taşınan domates ve kırmızı biberin Balkan topraklarında yaygınlaşmasıyla atılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde Balkanlar’da sebze tarımı gelişmiş, özellikle biber ve domatesle yapılan salça, ezme ve soslar mutfak kültürünün ayrılmaz parçası hâline gelmiştir.
20. Yüzyıl: Kavanoza Giren Gelenek
Lütenitsanın bugünkü formu, ağırlıklı olarak 20. yüzyılın başlarında şekillenmiştir. Özellikle II. Dünya Savaşı sonrası dönemde Balkan ülkelerinde:
- Gıdanın korunması,
- Sebzelerin kışa saklanması,
- Ev yapımı konservelerin yaygınlaşması
lütenitsayı vazgeçilmez hâle getirmiştir.
Bu dönemde lütenitsa:
- Sonbaharda toplu olarak yapılır,
- Büyük kazanlarda pişirilir,
- Cam kavanozlarda saklanırdı.
Göçlerle Anadolu’ya Taşınan Tat
Balkanlardan Türkiye’ye gerçekleşen göçlerle birlikte lütenitsa, özellikle Trakya ve Marmara bölgelerinde mutfaklara girmiştir. Bugün Türkiye’de lütenitsa; Balkan sosu, biberli domates ezmesi veya yöresel adlarıyla bilinmektedir.
Lütenitsa Bugün Ne İfade Ediyor?
Günümüzde lütenitsa:
- Doğal içerikli ev yapımı ürünlere olan ilginin artmasıyla yeniden değer kazanmış,
- Endüstriyel soslara alternatif olarak tercih edilmeye başlanmıştır.
Lütenitsa, geçmişin bilgisiyle bugünün sofralarında yer bulan yaşayan bir gelenektir.
